Her zaman aynı elbiseyi giyerdi,aynı ayakkabıları,uzun eteğinden dünya savrulması rüzgar geçişleri,bir aşka dalgınca bakardı yaşlı garsonun uzattığı ince belli çay bardağına dalarak...sanki beline ;duvarlara kuşak...
Sen düşme gerçek katan bir zamanı , dönüm noktasıolmuşun ayrııda olmadan. Basmakalı bir hikaye değldi bizimkisi...Gözlerinden hiç uzaklaşayan hüzün; gri bir gecenin koynunda dişerinin minesine...
Sen düşüme gerçek katan bir zamanın, dönüm noktası olmuştun ayrımında olmadan.. Basmakalıp bir hikaye değildi bizimkisi... Gözlerinden hiç uzaklaşmayan hüzün; gri...
Vapur serhoşluğunda yakasını iliklediğimiz sevdalarınFirari düşlerinde kavuştuğumuz sevgiliKalabalıkların uğultusunda dönen başımDokunamazdım mavi düğmelerineİliklerinden sıyırıp sabahınıSessizce seyre dalardımBir yakadan üç yakaya geçişlerdeAyrılmasın isterdim soluğunSusardım Kasıkları...
E be çocuk! Gözlerinde menekşe Çocukluğun da mı kaldı tahta cumbalı evler Çingene esma'nın kıvrak...
Sen öncesiydinBen sonrasıŞaşkın kentlerde büyüyen aşklarınDilimizde tutulmuşluk türküleriYangınlara bakan Mavi düşler ülkesinde bırakmıştık ------------- kederlerimiziGergeften örme düğümlerindeKöprü altlarında ruhumuza hükmedenİsterik sevişme geçişmeleriMaviler çalıyorduk bir benden...
SenBenden VazgeçemezsinDamsız bir dünya’da Gezdiğim kentler kadar azığımSağanak yağmur mevsimlerindeIslanmış çocuk yüzündekiNedensiz soru işaretlerim...Özgür düş denizlerindeBilinmez kimliğinim seninSenBenden vazgeçemezsinsofrandaki katıkUsulca yakalarkenGece sesinde tene düşen sevişmeleriSabah...
Hapishanelerde bitirdiler bütün zamanlarıKadınDemir parmaklıklar arasındaErkek parmaklarının arasındaArastalarda kalmış oyma taştan duvarlarHayatSu akışı çağlalarda ses verdiGüvercin kanadı iletilere...Yaşanmayan aşkları güvercinlerde mahpusladı Kadın ve erkek.Kadın yüzünü...
Yosun kokuyor ellerin Yıka/ saçların gürleşsin Tuz kokuyor tenin Gel Çorbama...
Ne yapmalı şimdiİki gün içinde bir dünYüzünde kocandan miras hüzünYanaklarında ki çizgilerBügünkü yaşındanOn yıl sonra da bir günDört tane çocuk be!Dile kolayAdam gitti işteEmanet bize,...
Vakit bu vakittir Şarapcı Şarabı üzümden süzmeden önceki ........................... Zamanlar En...
Birazdan geleceğim Bırak kalsın Kaldırım taşlarındaki Taban sızıları Yüzyıl sonralarındaki Sokak anıları... Kıyıdaki martılar...
Aslolan yaşamaktır Üstelik Yaşadığının doyumuna ulaşaraktan İyicene özümseyerek ......Sevincemeyi ...
Kıyılarında saklandığımız kentlerin Düşlerini yitirmiş sokaklarından Siliyorlar izlerimizi... ...
Merdivenlerini sayarkenDüş görmez sokaklarınDik yokuşlarda ki Eskimeyen rum kokulu evlerCihangir’den tophane’yeÖğle güneşlerindeİnce uzun silüetlerSen olmalı mıydı?Gitmelerini sevmişken habersizKapıyı çalmadan gelişlerini.............. UnutmadanAyna kırıklarında bölünmüş yüz...Güne bakanlar...
Önce de vardı gece.......Gölge..............sisYakamozlar çağırıyor sesini, / uzakta mısın? "gel! "Solukları titrek/ ninnilerde ürperiş Bebek bu/ uyutup öyle büyüt...Kuytu liman kentlerinde/ navlunu pahalı...
Ne yapmalı zabitan Nereye düşer ....... Gece ......... Yakamoz ............ Ay mevsimi Düşmüşüz bir kere İki göz merminin ortasına Suya bıçak Kesmeye yeter mi ................ Sevdamız Yakası açılmamış küfürler/ hüzünlü sevişmemiz ...
Daha dün düÖbür günden bir önceki günZıkkımlanasımız gelmişti sahaflardan gelen üç beş mertek ezmesi,Mavi yataklarda burjuva gezmesi...Serhoşluğumuz akıbeti meçhul gidişatmusibet mi musibettin be...
Yağmur az önce başladı/ Balıklar uykudadır şimdiMartı’lar sığınaklarındaKara düşüne yazgı/ ıslaklık avuçlarındaBardakta ince belli kadın/ eli soğukÇay buğusu sıcak/ sakladığı avuçlarındaUzak mıydık aklımızdaUzattığımız ellerimizde...
SENİ SEVMEK Mİ? Seni sevmek mi?Biten her özlemin ardındanYeniden özleyerekYoluna durulmuş bir sevdanın Ardından emekleyerekSeni sevmek mi?Balıklar ülkesinden sessizce geçerekDurulmuş kentlerin sularındaDoğaçlamasına izlemek mi su perisiniAy...